İstanbul Üniversitesi’nde Psikoloji ve Antropoloji eğitimi alan Bubi, ilk sergisini 1986 yılında açtı. Aynı yıl sanat eleştirmeni ve tarihçisi olan Yalçın Sadak ile Lami Sanat dergisini yayınladı. 1990 yılında eğitim atölyesi kurarak genç sanatçılarla çalışmalar yaptı. 1991 yılında Genel Direktör olarak Plastik Sanatlar Derneği ile Türkiye’nin ilk Çağdaş sanat fuarını düzenledi. 1995 yılında ilk retrospektif sergisini, İstanbul Doğuş Holding’de gerçekleştirdi.
2000 yılında Adapazarı’nda kurulan İsrail köyünde 1998 depreminde ölenler anısına yerleştirme/heykel çalışması yaptı. Kafes serisi ile sanat dünyasında büyük ses getiren Bubi, 2013 yılında Güler Sanat standında “Art Market Budapest Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarına” katıldı. Sanatçı, çalışmalarına atölyesinde devam etmektedir.
Şair İlhan Berk’e göre Bubi’nin sanatı Joseph Beuys’un meşhur “şase icat oldu resim öldü” sözünü anımsatmaktadır. Bubi’ye göre resim kendisine bakılan veya duvara asılan bir nesne ya da satılan bir materyal olmamalıdır. Aksi taktirde tüketim toplumunun bir ürünü olmaktan öteye gidemez. Bu bağlamda Bubi var olmayan bir resmi aramaktadır ve kendine göre bunun tek yolu da bilinen resim anlayışını bir kenara bırakmaktır. Sanatçının üretimi de bu tavır sonucu meydana gelir. İşleri, estetik kaygılardan uzak, bilinen ve genel geçer, kabul edilen kurallara uymaksızın ortaya koyduğu bir haykırış ve protestodur. Sanatçının ana malzemeleri; bezler, halatlar, ipler, teller, kartonlar ve tutkaldır.

