Eylül Deniz, resimleriyle dünyayı “dil aracılığıyla” anlamlandırmaya çalışan bir şairdir. Gerçeklik sınırlarını zorlayan, mistik bir dünyaya kapı aralayan eserlerinde; tuvalden taşan, sınırları aşan halleri bir şairin dilinin sınırlarını zorlamasıdır. Karanlık suların, hırçın dalgaların görkemiyle hipnotize olurken, sanatçının görsel haykırışını duyumsarız. Gerçek değildir aslında. Peki gerçek olan nedir? Sanatçı’nın ehlileşmek istemeyen, kaotik görsel dünyayla ifade etmek istediği volkanik bir patlamadır. Eylül Deniz’in eserleri kural tanımaz kavramsal bir etkiyle ruh halinizi ters düz etmeye ve her şeyi sonuna kadar yaşamaya davet eder. Neredeyse dokunabileceğiniz bu yogunluk hali, kendine has tekniğiniyle, Denizi özgün ve benzersiz yapar.
Varoluş düzleminde kırılganlık taşıyan özne; resim kompozisyonunun içinde sağlam bir yerden yükselir. Tablolardaki özne ve sujelerin sahipleri yoktur.
Kıyamet kopsa da, tufanlar yaşansa da, dünya yıkımlarla yok olsa da ayakta kalacak ebedi bir büst gibi sonsuzdur.
Tarz olarak özgür figurasyon ve özgür soyutlama sanatçının bir yandan geçmişinden kopuşunu bir yandan da Modern estetik dilden ayrılışını saptar. Çağdaş sanatçı kendi öznel zamansal boyutunda ilerlerken, herhangi bir estetik akıma dahil edilemeyecek denli yeni bir uslupla eserlerini sarmalar.
Eylül Deniz, yaradılışın ve evrenin bir parçasını koparıp almış, yüzeyde birbirine yabancı elemanların aynı deruni derinlikte buluşmasını sağlamıştır.

